logo

Ulufer

Ahmet Kekeç

“Sanki her şeyin sorumlusu bizdik. Yüzlerce yılın hesabını iki kişiden soruyorlardı. Biz bir araya gelirsek hesap daha da kabaracaktı. Korunaklı dünyalarında haklı kalmaları bizim bir araya gelmememize bağlıydı. Biz mutlu olursak, onlar mutsuz olacaktı.”

İçine sığmadığı bir yaşama hapsolmuş Mehmet Ali, bir gün elbet sevdiği kadına, Ulufer’e kavuşacak, şiirlerini dergilerde yayınlatacak ve bu toprakları terk etme kudretini kendinde bulacaktır.

Gitmek ve kalmak arasında dolanan Mehmet Ali, babasının ölümünün ardından, zaten acemisi olduğu bu hayata biraz daha uzaktan bakmaktadır. İstasyondan başka diyarlara kalkan trenler onun için belki de bir kurtuluş kapısıdır.

Ahmet Kekeç’ten kıyıda köşede kalmışlara, atlar otomobillere evrilirken insan kalabilmek için çabalayan azınlığa...

Ulufer, kısa bir süre önce kaybettiğimiz gazeteci yazar Ahmet Kekeç’in son romanı. Kekeç, babasının ölümünün ardından taşranın, fakirliğin gerçek yüzünü gören kitabın baş kahramanı Mehmet Ali’nin hikâyesini yalın üslubuyla anlatırken arka planda 1970’lerden 1980’lere uzanan yıllarda Türk toplumundaki değişimi ve dönüşümünü de konu ediyor.